Kuruluşu Osmanlı Devletinin ilk yıllarına dayanan ve İmparatorluk süresince “Çiflikat-ı Hümayun” olarak Sarayın ve ordunun üstün vasıflı at ve gıda ihtiyacının karşılandığı Karacabey Harası, önemli bir faaliyet alanı olan Arap Atı yetiştiriciliğini Cumhuriyetin ilk yıllarında da yaptığı atılımlarla sürdürmüştür.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türk atçılığının gelişimine katkı sağlaması için Irak ve Suriye’den getirttiği iki safkan Arap Atı olan Baba Kuruş ve Baba Sa’ad’ın mezarları bugün hala Harada bulunmaktadır.

Arap Atı, çekim, binek ve yarış kabiliyeti yüksek olan kombine bir at ırkıdır ve yüksek kalıtsal güce sahiptir. Arap Atı özellikleri sıralanırken,

•Açık alnı, her an hareketli ve helezonlu ince kulakları, büyük ve enfes Gözleri, hassas burun delikleri,
•İnce, uzun ve umumiyetle kalkık boynu,
•İpek gibi ince, yumuşak ve dalgalı saçları,
•Düz karnı, kısa beli, yuvarlak ve ahenkli sağrıları,
•Gür ve zengin, daima kalkık ve mukavves kuyruğu,
•Uzunluğu vücuda nispetle mütenasip ayakları, incecik bilekleri  ve büyükçe hafif yatık kuvvetli tırnakları, al, doru, kır, yağız, ve bunların değişik tonları,
•Sekilli ayakları, alında akıtma veya kartopu, sık rastlanan hususiyetleri olarak gözlemlenmektedir.
 
Bu özellikleri ve saf yetiştirme teknikleri ile ülkemizle özdeşleşen ve “Türk Arap Atı” tanımına uygun olarak adaptasyonu sağlanan Arap Atçılığının TİGEM Haralarıyla önemli bir ivme kazandığı kuşkusuzdur. Haralarda yetiştirilen Safkan Arap Atları 9 değişik baba kan hattı ve 38 ana kan hattından üretilmektedir.